KADINLARI BAŞTAN ÇIKARMANIN YOLLARI..

Kadınları baştan çıkarmanın kuralları olduğunu biliyor musunuz? İlginç ama uzmanlar bu kuralları ortaya koymuş!

 
 Parfüm, deodorant ve vücut nemlendiriciniz aynı seriden olmalı. Kadınların en çok ilgilendiği konulardan biri sizin nasıl koktuğunuzdur.

• Sabah kalkar kalkmaz hemen sigaraya sarılmayın. Bu, sizin stresli bir gece geçirdiğiniz şeklinde yorumlanabilir.

• Müzik size fazlası ile yardımcı olacağı için mutlaka bir müzik aleti kullanmayı öğrenin.

• Ulaşılmaz havanızı asla kaybetmeyin.

• Kendinizi tutmayı becerin. Her şeye atlayan bir erkek yerine ağırdan alan erkek daha etkileyicidir.

• Aşırı alkol almaktan kaçının. Yoksa olaylar sizin kontrolünüzden çıkar ya da uyur kalırsınız.

• Bir işaretle peşinden gitmeyin. Biraz acı çekmesine ve sizi merak etmesine fırsat tanıyın.

• Sürekli arkadaşlarınızla dolaşmayın.

• Kadınların ilgi duydukları konular hakkında bilgi edinin.

• Romantik olun. Sürpriz yemekler, eğlenceler romantik olmanızı sağlayacak en kolay yöntemlerdir.

• Onu yabancı ortamlarda yalnız bırakmayın.

• Sık sık onu ne kadar çekici bulduğunuzu söyleyin ve gösterin.

6/4/2009 | Kategori: kadin | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

TURKIYEDE TATİL KIZ KUMU (Marmaris)


Ege’de tatil yapmak dahası çılgın bir tatil yapmak denilince akla gelen ilk yer Bodrum’sa ikincisi de hiç kuşkusuz Marmaris’tir. (En azından benim naçizane fikrime göre). Kalabalık caddeleri, sabahlara kadar süren gece hayatı, masmavi denizi ve eşsiz güzellikteki koyları Marmaris’i gerçekten çekici kılıyor.

Ancak bu kalabalıklarla birlikte tatil yapmak niyetinde değilseniz yani çılgınca değil de dingince bir tatil sloganı ile yola çıkarsanız bir seçeneğiniz var. Orhaniye Köyü! Efsaneleri ile ünlü bu köy kendisini ziyaret edenlere sakinliğinin ötesinde başka tatlarda sunuyor.

Yemyeşil çam ormanlarının arasında saklambaç oynayan Orhaniye Köyü, Kızkumu adı verilen kıyıoku ve burası ile ilgili efsane çeşitlemeleriyle hem sizi zamanın ötesine götürüyor hem de muhteşem bir tatili muştuluyor. Ama Kızkumu’nda yürüyüp de bunları hissetmeyen varsa ya da olursa ben doğru Bodrum’un çılgın ve aslında gün geçtikçe monotonlaşan eğlencelerine yol almasını tavsiye ederim. Ancak burada Bodrum’u kötülediğim gibi bir düşünce çıkarılmasın tabii ki şahane koyları ve köyleri olan Bodrum’da sevdiğimizi şirin, tatlı tatil beldelerimizdendir fakat buradaki hassasiyetim Kızkumu’nun olağandışı görüntüsünden ve yarattığı “Amanın denizin üstünde yürüyorum yav!” duygusundan ileri geliyor.

Efsane ile doğanın kesişimi... Bir Anadolu efsanesinde yürümek...

Bir rivayete göre!
Efsane yörede yaşayan köylülere göre değişiklik gösteriyor. Bir versiyonuna göre yüzlerce yıl önce bu yörede yaşayan Kral, kızlarını yetiştirdiği üzümlerin başında beklemelerini emretmiş. Ama bizim prensesler, tabii gençler kanları kaynayor türlü hulyalar içinde yorgunluktan uykuya dalmışlar ve üzüm leri korsanların çalmasına engel olamamışlar. (Buraya kadar hikaye süper de korsan kısmı beni biraz zorluyor). Bunun üzerine babalarının gazabından korkan prensesler kendilerini korumak için eteklerindeki taşlarla denizden karşı kıyıya geçmeye çalışırlar. Ve denizin tam ortasında taşları biten iki prenses boğulur.
Kızın adım attığı yerler kumsala dönüşür!

Bir diğer efsanede de yine bizim kral ve kralının kızı ile bir balıkçı birbirlerine aşık. Ancak, kral kızı balıkçıya varamaz. Hal böyle olunca,kız ile delikanlı gizli gizli buluşuyorlar tabii. Kral baba bunu zaman içerisinde öğreniyor ve bir gece takip ettiriyor kızını. Diyorlar ki; balıkçı denizden geliyor, kız kumsalda onu bekliyor, bulunduğu yeri ışıkla işaret ediyor delikanlıya. Ve kral kızı ile delikanlı,gün ağarana kadar aşk oyunları Yapıyorlar birbirlerine.Kral bir gece askerlerine kızını yakalamalarını ve kumsalda Işıkla balıkçıya işaret göndermelerini buyuruyor. Delikanlı ışığı görünce atlıyor kayığına ve kürek çekiyor bir manga askerin üzerine doğru. Kız askerlerin elinden kurtuluyor ve koşmaya başlıyor sevdiğini kurtarabilmek için ama koyun taaa öbür ucuna yetişmesi imkansız.Ama sevda bu; kural falan dinlemez, atıyor kendini sulara.İşte o anda bir mucize gerçekleşiyor!

Kızın adım attığı her yer kumsala dönüşürken peşinden koşan Askerler bastıkça denize gömülüyor onca ağırlıkla. Kız kayığa kadar koşabiliyor. Ancak bir okçu tam o anda delikanlıyı hedefleyip salıyor okunu. Heyhat!
Kız ile delikanlı birbirlerine sarılmışlardır bile ve ok gelip kızla buluşuyor.

Kırmızıya boyanan kumların anlamı
Derler ki; o kumlar, kızın kanı denize karışınca kırmızıya boyanmış. Delikanlı ise aldığı gibi gidiyor kızı, sonrasını ne gören var ne duyan!

İşte 650 metre boyunca denizin ortasına doğru uzanan kızıl taşlarıyla Kızkumu, ayak bileklerine kadar denizin içine çok uzaklara kadar yürümenizi ve kelimenin tam manasıyla dumur! Durumunu yaşamanızı sağlıyor. Kızkumunda bu efsanelerin hüznüne kapılmadan yürümeyi başarırsanız kendinizi çok iyi hissetmeniz işten bile değil çünkü iki yanınızı çavreleyen masmavi suların ortasında üzgün ve denizin içinde yürümenin keyfini belki de başka hiçbiryerde yaşayamazsınız. Öyle ki siz Kızkumu’nu üzerinde adeta bir evliya edasıyla yürürken tekneleriyle koyu ziyarete gelenler sizin dumurunuza yakın bir duyguyla size bakıp denizin içindenn yürüyen bir insan olabileceğine inanamıyorlar.

Orhaniye Köyü'nün diğer hünerleri
Öte yandan Orhaniye Köyü’nün tüm hüneri bu kadarla da kalmıyor. Kızkumu çevresinde sadece keçilerin tırmanabilecekleri kadar dir yamaçlar sergüzeşt ruhları da kendine çağıran bir güzelliğe sahip. Zaten bu koyun bir diğer adıda Keçibükü. Ancak bu yöre Kızkumu’nun dışında fazlaca bilinmiyor. Bunun nedeni ise son yıllara kadar yolların oldukça bozuk olması. Dolayısıyla mavi yolculuklara çıkanlarla denizde burun buruna gelme olasılığı da artıyor. Mavi yolculuğu tercih edenlerdenseniz gece koyda demirlediğinizde ateşböceklerinin ve denizin sesi ile burada da nirvanaya ulaşabilirsiniz. (Yani fazla uzak doğuya! gitmeye gerek yok) Yok ben almıyım köyde kalayım derseniz o vakit çoğu köyün yerlileri tarafından işletilen pansiyon ve motellerin tadını çıkarabilirsiniz. Bu arada Kızkumu’nun şirin balık lokantalarında bir balık ziyafeti çekemeyecek kadar vaktiniz ya da isteğiniz yoksa siz zaten oraya hiç gelmemişsiniz. Ya da yürümek ya da tırmanmakla bitmeyecek patikalarda, kavurucu güneşe inat şarkılar tutturmadıysanız. Eğer tüm bunları yapmışsanız zaten keçi kavesinde yaşlıların gençlik hatıratlarını paylaşın dememe bile gerek yok.

Bu da olmadı barlar sokağı
Yok bunların hiçbiri yeterli değil diyip benim sabrımı sınamaksa niyetiniz, ben yine de iki seçenek daha sunacağım ısrarla. Ya Turgut Köyü’ne gidip bir doğa harikası daha olan şelalenin buz gibi sularına kendinizi atacaksınız ya da Marmaris’in sadece 25 dakika uzakta olduğunu hatırlayarak barlar sokağının kalabalığına doğru yol alacak ve tüm anlattıklarımı unutacaksınız. Karar sizin

6/4/2009 | Kategori: seyahat | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

ZAYIFLAMANIN 50 SIRRI :)

zayıflamanın 50 sırrı

Sürekli bir diyeti bırakıp başkasına mı başlıyorsunuz? Peki buna rağmen değil bir kilo 100 gram bile veremiyor musunuz?

"Bir dirhem et bin ayıp örter" anlayışının tarihte kaldığını hepimiz biliyoruz. Ama dirhem dirhem vererek mutluluk veren bir bedene sahip olmak çok zor değil. Kilo vermek için 50 farklı değişiklikle formda vücuda bir adım daha yaklaşabilir, sağlıklı ve zayıf olmanın tadına varabilirsiniz.

İşte uygulaması kolay, oyun haline getirip zevkle deneyeceğiniz minik ipuçları:
1- Tamamen unutun
Sık yediğiniz, yağ oranı yüksek bir yiyeceği seçin ve onu 40 gün için tamamen unutun. Bu süre sonunda o yiyeceğin tadı ağzınızdan silinecektir.
2- Aynı tadı verenler arasında her zaman daha düşük kalorilisini seçin
Örnek: Portakal suyu (l fincan 110 kalori) yerine domates suyu (l fincan 45 kalori) için. Yarım bardak vişne suyunu yarım bardak soda ile karıştırdığınızda kalorisi yüzde 50 düşer.
3- Su için
Daha fazla su içmeye başlamalısınız. Günde en az 8 bardak su içerek işe başlayabilirsiniz. Eğer böyle bir alışkanlığınız yoksa yanınızdan küçük bir su şişesini ayırmayın, bu şişeyi her gördüğünüzde içmek aklınıza gelecektir.
4- Sosları unutun
Salatanıza bir miktar lezzet katmak için döktüğünüz soslar kilo almanıza neden olur. Bu nedenle salata sosu yerine biraz baharat ve bir tatlı kaşığı zeytinyağını salatanıza ekleyebilirsiniz.
5- Yemeğin ardından yatağa girmeyin
Kilo almamak için özellikle akşam yemeğinden hemen sonra yatma alışkanlığından kurtulun, mümkünse akşam altıdan sonra meyve dışında bir şey yemeyin. Gece atıştırmalarından da kurtulun.
6- Sık yiyin
Kilo vermek isteyenlerin düştüğü yanılgılardan biri de çok sık yemek yemenin kilo verdirmeyeceği inancıdır fakat bu yanlıştır. Çünkü beş altı saatte bir mideyi boş bırakmamak metabolizmanızın hızlı çalışmasına neden olur. Bu nedenle az az ve sık sık yemelisiniz.
7- Süt için
Günde üç ya da dört defa süt ve yoğurt ya da peynir gibi süt ürünlerini tüketen kadınlar, tüketmeyenlere oranla yüzde 70 daha fazla yağ yakarlar. Çünkü kalsiyum metabolizmayı hızlandırırken vücuda daha fazla yağ yakması için komut vermiş olur. Bu ürünlerin light olanları ile zayıflama hızınızı arttırabilirsiniz.
8- İyi bir uyku
Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için her gün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.
9- Stresi yenin
Stresli bir yaşam kilo almanın nedenlerindendir çünkü stresli olduğunuz dönemlerde vücudunuz stres hormonları salgılar ve bu hormanlar karın bölgesindeki yağ depolanmasını sağlayan hücrelerin büyümesine neden olur. Stresi yenmek için sosyal aktivitelerde bulunmalı, kendinizi rahatlatmalısınız.
10- Hazır yemekleri unutun
Hızlı ve çabuk yemek yapmak için aldığınız dondurulmuş gıdalar ya da hazır yemekler içerdikleri katkı maddeleri nedeniyle kilo aldırır. Bu nedenle taze sebzeleri pişirmeyi tercih etmelisiniz.
11- Lifli yiyecekleri tüketin
Çok lifli besinler doyduğunuz hissini verir ve çabuk acıkmanıza engel olur. Beyaz ekmek yerine kepeklisini, beyaz pirinç yerine esmerini tüketin. Lif oranı yüksek mercimek, kuru fasulye, nohut gibi gıdalara öncelik verin. Elbette sebzeleri unutmayın.
12- Atıştırmayı bırakın
Arabanın içinde atıştırıyor musunuz? Telefonla konuşurken bir şeyler yiyor musunuz? Vazgeçin...
13- Buzdolabınıza baskın yapın
Bu baskın her zamanki gibi, bir şeyler atıştırmak için olmasın. Buzdolabının kıyısında kösesinde kalmış bol kalorili yiyecekleri atın. Mutfak dolabınızdaki yağlı cipsleri, mısır gevreklerini ve kuru yemişleri atın. Mutfağınızda sizin için kötü olan bütün yiyecekleri, önümüzdeki 30 gün için, belki de ebediyen yasaklayın.
14- Daha çok su ve soda
Alkolün yerine su ve soda içmeye özen gösterin. Vücudunuzdaki yağ parçacıklarının kaybolduğunu göreceksiniz.
15- Çikolata yeme isteğinizi bastırın
Eğer adet öncesi dönemdeyseniz, çikolata yeme isteğinizi kesinlikle engelleyemiyorsanız, küçük mini barlardan alın veya şekersiz, sıcak kakao, yağsız puding kullanın.
16- İşkolik olun
Gelecek ay şirketin yemekhanesine girmeme kararı alın. Kahve ve çay içmek için ya da kendi getirdiğiniz sandviçi yemenin dışında... Şirketteki doğumgünü ve partilerde şerefe kaldırdığınız kadehin içinde soda olsun.
17- Kremayı kesin
Bir sinema yıldızı, içinde krema kelimesi olan hiçbir şeyi yemediğini söylüyor. Kremalı pasta, kremalı çorba gibi. Çünkü o, krema demenin yağ demek olduğunu biliyor. Bunun tek istisnası, yağsız krem peynir demektir.
18- Kalorileri azaltın
Kalorileri azaltmayı bir oyun haline getirin. Bugün yediklerinizin kalori miktarını hesaplayın, yarın bundan 50 kalori düşün. Öbür gün bir 50 kalori daha düşün. Günde 1200 kalorinin altına düşmemeye dikkat edin.
19- Kahvaltı edin
Hiçbir zaman kahvaltıları atlamayın. Yağsız yoğurdun içine muzu dilimleyin. Pişmiş yulafın içine kuru üzüm koyup yemeyi deneyin.
20- Dans edin
Evde müzik dinleyin. Hareketli müzik tercih edin ve eşliğinde dans etmeyi ihmal etmeyin.
21- Asansöre binmeyin
Önünüze gelen her merdiveni egzersiz yapacağınız bir fırsat olarak düşünün, istediğiniz kiloya gelinceye kadar asansöre binmeyi aklınıza bile getirmeyin.
22- Diyet içecekler
Diyet içeceklerden uzak durmalısınız. Bu tür içeceklerin içlerinde yapay tatlandırıcı bulunur. Onlar yerine portakal, elma gibi sağlıklı meyve sularından içmelisiniz. Hem sağlığınız açısından hem de kilo açısından birçok uzman diyet içeceklerin içilmemesini tavsiye ediyor.
23- Yavaş yemek yiyin
Fazla kilolular, hızlı yemek yiyenlerdir. Arkadaşlarınızla veya ailenizle ne zaman yemek yerseniz yiyin, yemeği en son bitiren kişi siz olun.
24- Sıkı gelen giysilerinizi deneyin
Her sabah kalktığınızda ilk işiniz üzerinize dar gelen pantolon veya şortları denemek olsun. Bu yiyeceğinize dikkat etmekte, sizi gün boyu motive edecektir.
25- Hayallerinizi kutulayın
İstediğiniz kiloya indiğinizde yapmayı planladığınız her şeyi hatırlatacak bütün fotoğrafları, reklamları, yazıları kesip bir kutunun içine koyun. Bir şeyler atıştırmak istediğinizde ya da jimnastik yapmaya hevesli olmadığınızda kutuyu açıp bakın.
26- Yatak odasını yiyeceğe kapatın
Eğer sizde pek çoğunuz gibi yatak odası dahil, evin her tarafında atıştırıyorsanız, bunu bir kere daha düşünün. Ne kadar çok yerde yemek yemek için kendinize izin veriyorsanız, o kadar çok yemek yiyorsunuz demektir. Bir süre için yemek saatlerinde, yemek odası dışında diğer yerlerde yemek yemeyi kendinize yasaklayın.
27- Kendinizi ödüllendirin
En çok sahip olmak istediğiniz 5 eşyanın listesini yapın. Her l kilo verdiğinizde ve bunu bir hafta koruduğunuzda, kendinize listedeki bir şeyi satın alın.
28- Tasarruf yapın
Gerçekten ihtiyacınız olmayan bir şeyi ne zaman yemek isterseniz, ona vereceğiniz parayı bir kavanozun içine atın. Birkaç hafta sonra paraların çokluğu size ne kadar çok şey yemediğinizi hatırlatacak ve bu para ile kendinize bir hediye alabileceksiniz.
29- Aşka dair duygularınızı canlı tutun
Tutku, kiloları eritir. İkiniz korkmadan restoranlara gitmeye başlayabilirsiniz. Çünkü, aşıkken kim yiyecekleri düşünebilir ki?
30- Abur cubur yemeyin
Verilecek 2-3 kilo bir yanda, kilolarınıza kilo katacak abur cuburlar diğer yanda ve siz bugüne kadar hiç aç kalmasanız da bunlardan bir türlü uzak kalamadınız. Bütün gün yapacaklarınızı planlayın. Sinemaya gidin, yürüyün, kendinizi bir romanın içine gömün ve şekerleme yapın. Ne yaparsanız yapın, yeter ki buzdolabından uzak durun.
31- Mayonuzu giyin
Yılın hangi mevsimi olursa olsun, özellikle yaza yaklaştığımız şu günlerde her hafta birkaç kez mayonuzu giyerek boy aynasının karşısına geçin. Bu daha fazla egzersiz yapmanız ve hedefe kilitlenmeniz için size ivme kazandırır.
32- Egzersiz yapın
Egzersiz yapmaya vakit ayırmak size zor gelse de kilo vermek için mutlaka hareket etmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Hiçbir şey yapamıyorsanız evdeki duvarlardan yardım alabilirsiniz. 5-10 dakika boyunca kalçanızla duvara çok sert olmadan vurun. Bu kolay ve basit bir egzersiz yöntemidir. Egzersiz yaptığınız sırada televizyon ya da CD'den evde spor yapmanıza yardımcı olacak programlarını izleyebilirsiniz. Böylece neyi, nasıl yapacağınızı bilirsiniz.
33- Ev işleri
Ev işleriyle ne kadar meşgul olursanız o kadar çabuk kilo verirsiniz. Çamaşır, bulaşık, yemek, çocuklarla elinizden geldiğince çok uğraşmaya bakın. Böylece sürekli hareket halinde olursunuz.
34- Porsiyonlarınızı küçültün
Tabağınıza konulan yemeğin hepsini bitirmek kötü bir alışkanlığınızsa bundan kurtulmak için küçük tabaklarda yemek yiyerek işe başlamalısınız. Bu göz kandırmacasıyla büyük tabaklarda yediğinizden daha az yemek yer ve tabağınızdakilerin arkanızdan ağlamamasına da olanak tanırsınız. Ayrıca tabağınıza ne kadar az yemek koyarsanız o kadar az yersiniz.
35- Kahvaltıyı atlamayın
Kahvaltı günün en önemli öğünüdür çünkü uyuduğunuz zaman yavaşlayan metabolizmanız tekrar bir şeyler yiyene kadar eski haline dönemez. Güne kahvaltı ile başlayanlar kahvaltı yapmayanlara oranla çok daha fazla kalori yakarlar. Çünkü kahvaltı kasları çalıştırır ve çalışan kaslar kalori yakılmasını sağlar.
36- Meyve yiyin
Yemek yedikten bir ya da iki saat sonra tekrar acıkıyorsanız atıştırmak için meyve yiyebilirsiniz. Meyve bir sonraki öğüne kadar sizin tok hissetmenizi sağlayacaktır.
37- Etiketleri okuyun
Etiketleri okuma alışkanlığı kazanmalısınız. Hangi ürünün içinde hangi yararlı ve hangi kilo aldırıcı madde var, bunların bilgilerini okursanız daha sağlıklı beslenirsiniz.
38- Kola ve soda gibi asitli içecekleri tüketmekten vazgeçin
Bunun yerine taze sıkılmış meyve sularını içmeye gayret edin. Kırmızı etten uzak durun.
39- Kırmızı et tüketmeyin
Çok fazla kırmızı et tüketmek kilo vermenizi engeller bu nedenle tavuk, balık, hindi gibi beyaz et tüketmeye dikkat edin.
40- Kızartma yerine haşlama
Kızartarak yapılan yemekler yerine haşlanmış, ızgara yapılmış ya da fırında pişmiş yemekleri yemelisiniz.
41- Fast food
Modern çağın yiyeceği olarak kabul edilen hamburger, patates kızartması gibi fast food tarzı yiyecekleri yememelisiniz. Bunlardan uzak kalırsanız daha kolay kilo verirsiniz.
42- Vücudunuzu tanıyın
Hangi yiyeceklerin metabolizmanıza zarar verdiğini hangilerinin hızlandırdığını bilirseniz daha kolay kilo verebilirsiniz.
43- Yemek başlangıcı
Yemeğe çorba ya da salata ile başlamanız açlığınızın bastırılmasını sağlar. Böylece ana yemekten daha az yersiniz. Özellikle sebze çorbaları (domates, brokoli vs.) tok hissetmenizi sağlar.
44- Yemekten sonra
Yemekten sonra tatlı yeme alışkanlığınızın önüne meyve yiyerek geçebilirsiniz böylece tatlı yeme isteğinizi de azaltmış olursunuz.
45- Göz zevkine önem verin
Salata yemeyi sevmiyorsanız kendinize şık bir salata tabağı alın ve salatalarınızı bu tabakta yiyin. Hem göz zevkiniz hem de kilolarınız için daha yararlı olacaktır.
46- Şekeri unutun
Şekerli besinler kan sekerinin kısa sürede artmasına ya da düşmesine neden olur. Bu nedenle tatlı yedikten sonra tekrar tatlı yeme ihtiyacı duyarız. Şekerin fazlası vücutta yağ olarak depolandığı için mümkün olduğunca az tüketilmelidir.
47- Tuzu kesin
Tuz, vücutta su tutulmasına neden olur ve şişkinlik hissi yaratır. Ayrıca tuzun iştah açıcı bir özelliği olduğundan, sofrada tuz kullanmamak ve pişmiş yemeklere fazladan tuz eklememek gerekir.
48- Dışarıda yemeyin
Restoranlarda ya da ev dışında yenilen yemekler kilo aldırıcı olabilir. Bu nedenle dışarıda yemek zorunda kaldığınız zamanlarda salata ya da ızgara yemekleri yiyin.
49- Alışverişte kendinizi kaybetmeyin
Market alışverişine çıktığınızda aç olmamaya dikkat edin çünkü aç olduğunuzda canınız her şeyi almak ister ve eve geldiğinizde dolabınızın zararlı yiyeceklerle dolduğunu görürsünüz. Böyle bir dolaba karşı koymak ise zordur. Bu nedenle tok bir şekilde sağlıklı yiyecekler almaya ve bir liste yapıp o listeden dışarı çıkmamaya dikkat edin.
50- Sofraya oturun
Yemek vaktinde mutlaka sofraya oturun çünkü ayakta ya da televizyon karşısında yemek yediğinizde doyduğunuzu anlamaz ve daha çok yersiniz

1/4/2009 | Kategori: kadin | Yorum (0) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Neden Horlarız ? Horlama Sebepleri ve Tedavi Yöntemleri

Neden Horlarız ? Horlama Sebepleri ve Tedavi Yöntemleri

Normal erişkin insanların en az %45'i zaman zaman horlamaktadır. %25'i sürekli olarak horlamaktadır

Horlama problemi en sık şişman erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün artar.

A.B.D. de 300 den fazla firma horlamaya karşı cihaz geliştirmiştir. Bazı modeller pijama arkasına tenis topu yapıştırmak gibi eski bir modelin modifikasyonlarıdır (Sırt üstü yatarken horlama daha çok artar.). Çene ve boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine yerleştirilen cihazlar hiçbir yarar sağlamamıştır.

Horlama sesi ile çalışıp hastayı uyandıran elektronik cihazlar bulunmuştur. Bütün bunlar hastanın horlamadan uyuma alıştırmaları olarak düşünülmüştür. Ancak maalesef horlama kişinin kontrolünde olmayan bir problem olup tüm bu cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.

Horlamanın nedeni nedir?

Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Dilin arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir.

Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.

Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olay alkol yada ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir. Boğazdaki dokuların aşırı büyük olması.

Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama nedenidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir. Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır.

Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur. Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar.

Bu durum neden bazı insanların sadece allerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılanıdır.

HORLAMA CİDDİ BİR SORUN MUDUR?

Sosyal olarak evet! Bu aile yaşamında ciddi bir şekilde tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur. Ailenin diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur.

Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. Tıbbi olara evet! Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür. Dinlenilmeden geçirilen geceler vardır. Aşırı horlayan kişilerde yüksek tansiyon horlamayan kişilere göre daha sık görülür.

Horlamanın en ağır formu tıkayıcı tipte horlama hastalığıdır. Uyku apnesi diye bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle kesilmektedir. Bu sırada solunum tam durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde 7 den fazla görülmesi yaşamı ciddi şekilde tehdit eder.

Bu durumda doktorunuzun size bir uyku merkezinde inceleme yapılmasını önerecektir. Apneli (nefesin kesilmesi) hastalarda saatte 30-300 defa tıkanmalara rastlanılmaktadır. Böylelikle uykuda kan oksijen düzeyi aşırı oranda düşer.

Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur.

Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçecektir. Araba kullanırken yada iş başında uyuklamalar görülecektir.

Horlama tedavi edilebilir mi?

Horlamanın bir çok tipi tedavi edilebilir. Erişkin horlayan kişiler için aşağıda sıralana önerilere uyulmalıdır.

İyi bir adele tonusu kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli. Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen allerji ilaçlarını uykudan önce almamalı. Uykudan 4 saat önce alkol almaktan sakınmalı. Uykudan 3 saat önce ağır yemekten sakınmalı. Aşırı yorgunluktan sakınmalı.

Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Eski bir öneri olarak pijama sırtına tenis topu dikmek hala faydalı bir metot dur. Böylelikle sırt üstü uyumaya engel olunur. Yatağınızın baş tarafı daha yukarıda olacak şekilde tüm yatağınız yaklaşık olarak 10 cm bir tarafa doğru çeviriniz.

Bu amaçla yatağınız bir tarafı altına bir tuğla yerleştirmek amacınıza uygun olacaktır. Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyın.

Her pozisyonda horlayan kişiler 'ağır horlayan' olarak isimlendirilir. Bu kişilerin yukarıdaki önerilerden daha fazla yardıma ihtiyaçları vardır.

Horlama kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile görüşmeniz uygun olacaktır. Bu özellikle uyku sırasında nefes alamama problemi olduğunda (Yüksek sesli horlama nefessiz kalma dönemi ile kesilmektedir.) Doktorunuza baş vurmanız daha da önem kazanmaktadır.
Horlama hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi yapılmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarı çalışmaları değerlidir.

Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Bu allerji veya enfeksiyon tedavisi gibi basit yada bademcik geniz eti veya burun bozukluklarının cerrahi gerektirir biçimdedir. Horlama - Nefessiz kalma hareketli dokuların sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini sağlayan horlama ameliyatlarından başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Buna uvulopalatofarengoplasti ameliyatı (UPPP) adı verilmektedir. Hasta için bademcik ameliyatından çok farklı his vermez. Laser'ın kullanıldığı Laser-assisted uvulopalatoplasti (LAUP) lokal anestezi ile yapılabilen bir başka ameliyattır.

Cerrahinin çok riskli veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda boğaza basınçlı hava veren maske takarak (CPAP) uyuyabilir. Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar sağlayacaktır

1/4/2009 | Kategori: Merak Ettiklerim | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

nar'ın yararları..

Nar meyvesi oldukça lezzetli vede süper ötesi yararlı bir meyvedir. Nar ayrıca çok lezzetli bir meyvedir. Nar suyu bir çok içecek ile beraber tüketilir. Suyundaki antioksidan miktarı, yeşil çay, kızılcık ve portakal suyuna göre 3 kat daha fazladır çok daha yararlıdır. Nar yararları, faydaları şunlardır:

*Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler
*Kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur
*Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır
*Enerji verir, yorgunluğu giderir
*İdrar söktürücü etkisiyle toksin atımını sağlar
*Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur
*Kolesterol ve kan şekerimizi regüle eder artmasını engeller
*Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar
*İshali (diare) önler tedavide destek sağlar
*Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalıdır
Uyarı: Zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için ateşli hastalığı olanlara iyi gelmeyeceği belirtilmiştir. Küçük çocuklar ve hamilelerin de fazla tüketmemesi tavsiye ediliyor.

1/4/2009 | Kategori: Saglik | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>

günaydın
mrb